-< Basında UHH>-

Halkımızın bağrından doğan ve öz gücünden oluşan UHH''yi benimseyen ve destekleyen vatandaşlardan temsili bir heyet olarak bugün burada bölücü ve provakatör AVRUPA gazetesi önünde bu gazetenin kışkırtıcı yayınlarını protesto için toplanmış bulunuyoruz.

Misyonu, Anavatan Türkiye ile KKTC'nin arasını açmak, ordumuza saldırarak komutanlarımızı tahrik etmek, ülkede kardeş kavgası yaratmak olan AVRUPA gazetesinin kışkırtıcı ve düşmanca yayınlarını şiddetle protesto ediyor ve kınıyoruz.Tepki ve öfkemiz büyüktür ve bu ilk eylemimizdir.

Hükümet , Meclis ve Başsavcılık artık bu bölücü ve kışkırtıcı yayınlara karşı gerekli yasal önlemleri süratle almalıdır.

Eğer bu korkunç yaz sıcağında ta Güzelyurt,Girne, Mağusa, Karpaz'dan kopup bu bölücü yayınları protesto için buraya gelmişsek bunun çok güçlü bir mesajı olmalıdır.Bundan öfkemizin ve bu protesto eyleminin ciddiyetinin anlaşılması gerekmektedir.

Eğer Kıbrıs Türk halkının here bölgeden temsilcileri, hiçbir menfaat beklemeden,hiçbir partinin organizesi olmadan Güzelyurt'tan, Girne'den Mağusa'dan,Karpaz'dan kalkıp tepkisini dile getirmek için bu provakatör gazetenin önüne gelerek protestosunu dile getiriyorsa,Hükümeti ve Başsavcılığı göreve çağırıyorsa,halk olarak bu alçakça saldırılardan duyduğumuz rahatsızlığın ilgili herkes tarafından anlaşılması ve gerekli önlemlerin süratle alınması gerekir.

Ellerine 3 aylık bebeklerin,Doksanlık dedelerin kanı bulaşmış olan ırkçı Rum yönetimi eğer bu kışkırtıcı gazete ile yöneticilerine tüm dünyada arka çıkıp reklamlarını yapıyor ve yazdıklarını tüm dünyaya Kıbrıs Türkünün görüşüymüş gibi yayıyorsa ve siyasi destek sağlamak için kolları sıvamışsa, Kıbrıs'ın tapusunu Ruma vermek isteyen dış güçler ve Avrupa Birliği, ABD, Rusya gibi emperyalistler bu gazeteye arka çıkıyor ve işbirliği yapıyorsa, bunun ne anlama geldiğini herkesin anlaması gerekir.

Bu çerçevede bunların gerçek amacını görmezden ve bilmezden gelerek onlara destek olmaya kalkan bazı partilerin ve kendilerine "demokratik" sıfatını yakıştıran örgütlerin tavırlarını bir kez daha gözden geçirmelerini beklemek halk olarak hakkımızdır.
KKTC'yi yıkmak, şanlı ordumuza, şerefli komutanlarımıza, herşeyimizi ve özgürlüğümüzü borçlu olduğumuz Anavatanımıza saldırmak basın özgürlüğü değildir.Bunu böyle sananlar ve demokrasi ve basın özgürlüğü, düşünce özgürlüğü adı altında KKTC'yi yıkmaya ve kardeş kavgası yaratmaya çalışanlara destek olanlar bindikleri dalı kestiklerini görmelidirler.

Bu bağlamda bu devleti ve anayasayı korumakla yükümlü olan,bu amaçla yemin veren milletvekillerimiz,Bakanlarımız, nerede, ne yapıyorlar, niye sessiz kalıyorlar,niye bu alçakça yayınları protesto etmiyorlar hükümet ve Meclis niye gerekli yasal önlemleri almıyor,yanıltılan Anavatan basınını aydınlatmak için niye seferber olmuyorlar diye sormak istiyoruz.Biz Halk olarak,onlara vekalet verenler olarak buradayız, onlar nerededir? Başsavcımız, savcı yardımcılarımız, yargıçlarımız niye anayasa ve yasaları çiğneyen bu yayınlar karşısında suskundurlar?Niye yasaları uygulamak için harekete geçmiyorlar?

AVRUPA gazetesinin yayınlarını,alçakça saldırılar yapanları bir kez daha şiddetle protesto ederken,tüm ilgilileri de gerekli yasal önlemleri almak için bir kez daha uyarıyoruz.Bir kez daha her kademede vekalet verdiklerimizi ve siyasilerimizi tepki göstermeye,suskunluğu terk etmeye davet ediyoruz.Halk olarak bir süre bekleyip ne önlem alındığını ve AVRUPA'nın gerekli mesajı alıp almadığını izleyecek ve gerekirse burada çok daha büyük eylemler yapacağız.

YOLUMUZ TÜRKİYE'NİN YOLUDUR YAŞASIN ANAVATAN TÜRKİYE, YAŞASIN KKTC

ULUSAL HALK HAREKETİ'ni benimseyen ve destekleyen Halkımızın temsilcileri
18.7.2001


Yukarı

Ulusal Halk Hareketi CTP Protesto

Sayın Basın-Yayın Mensupları;

Halkımızın bağrından doğan ve öz gücünden oluşan Ulusal Halk Hareketi'ni benimseyen ve destekleyen vatandaşlardan temsili bir heyet olarak bugün burada, CTP Genel Merekezi önünde bu partinin işbirlikçi ve mandacı yönetiminin ulusal Kıbrıs davamıza zarar veren tutum ve davranışlarını protesto etmek için toplanmış bulunuyoruz.

CTP yönetiminin işbirlikçi, mandacı ve teslimiyetçi yöneticileri bundan bir süre önce Güney Kıbrıs'a geçerek Rum yönetiminin ikinci adamı olan, Rum devletini dış dünyada temsil eden ve Klerides'in yokluğunda Rum devleti Başkanlığını üstlenen Rum Meclis Başkanı Hristofiyas ile bir işbirliği anlaşması imzalamıştır.

Hristofiyas'ın Rum devletindeki konumu nedeniyle, imzalanan bu anlaşma CTP'nin Rum devletiyle dolaylı şekilde imzaladığı bir anlaşma niteliğindedir.. Söz konusu anlaşmada, CTP'nin işbirlikçi yönetimi Rum devletiyle birlikte KKTC ve Anavatanımız Türkiye'ye karşı savaş açmakta ve Konfederasyon önerimize karşı BM. kararlarının uygulanması için ortak mücadele edecekleri açıklanmaktadır. Bunun anlamı, KKTC'nin ortadan kaldırılması, egemenliğimizin yok edilmesi ve Rum devletine basit bir azınlık olarak yama yapılmamızdır. Çünkü Rum yönetimi ile destekçisi dış güçler tarafından tek yanlı olarak alınan tüm BM kararlarında KKTC'nin yok edilmesi, egemenliğimizin reddedilmesi ve basit bir azınlık olarak Rum yönetimi şemsiyesi altına sokulmamız öngörülmektedir.

KKTC Meclisi'nde yer alan ve KKTC'ye bağlılık andı içen CTP'nin üst yönetimi bu tutumları nedeniyle İŞBİRLİKÇİ, MANDACI ve TESLİMİYETÇİ sıfatlarını almayı hak etmişlerdir. Onları şiddetle kınıyoruz.

CTP'nin ne söylediğini ve ne yaptığını bilmeyen işbirlikçi üst yönetimi, bu kadarla da yetinmemiş ve Rum yönetimiyle imzaladıkları ortak mücadele anlaşmasından hemen sonra uyduruk yan kuruluşlarıyla birlikte düzenledikleri cüce bir mitingde ömrünü ulusal Kıbrıs davamıza adayan liderimiz Denktaş'a karşı "KAHROLSUN HAİN DENKTAŞ" diye slogan atma cüretini göstermiştir.

Aynı şekilde Anavatanımız Türkiye'ye de hiç utanmadan dil uzatılmış, Halkımızın bağrından doğan ve öz gücünden oluşan Ulusal Halk Hareketi'ne "KAHROLSUN UHH" şeklinde slogan atılarak eşi benzeri görülmemiş bir provokasyonda bulunulmuş ve iç barış sabote edilmek istenmiştir.

Bununla da yetinmemişler ve miting meydanına sokulmasını yasakladıkları KKTC ve Türk bayraklarının yerine, halkımızı Ruma yama yapmayı ve adanın tapusunu Yunanistan'a vermeyi amaç edinen Avrupa Birliği'nin Bayrağı taşınmış, beynini yıkadıkları gencecik çocuklarımıza büyük Önder Atatürk'ün resmi yerine üzerinde anarşist ve teröristlerin resimlerinin yer aldığı tişörtler giydirmişlerdir.

Bu utanç verici, kışkırtıcı eylemleri ve söylemleri nedeniyle de CTP'nin işbirlikçi ve mandacı üst yönetimini şiddetle protesto ediyoruz.

Ulusal Halk Hareketi'ni benimseyen ve destekleyen halkımızın temsilcileri olarak, CTP üst yönetimini ve peşlerinden sürükledikleri kişileri uyarıyoruz :

-Yol yakınken Rum yönetimi ile imzaladığınız KKTC'ye karşı ortak mücadele anlaşmasını iptal ediniz!

-Halkımızı bölmekten, dış güçlerin istediği doğrultuda ve Rum-Yunan ikilisinin ekmeğine yağ sürercesine Cumhurbaşkanımız Denktaş'a yaptığınız utanç verici saldırılardan, Türkün ekmeğini yeyip Ruma hızmet etmekten vaz geçiniz!.

-Ulusal Kıbrıs Davamız etrafında, KKTC'nin yaşatılması, eşit egemenliğimizin savunulması ve Anavatanımız Türkiye'ye gönülden bağlılık temel müştereğinde halkımızın birlik ve beraberliği için çalışın!.

-KKTC Meclisi'nde bu doğrultuda ettiğiniz yemine ve seçim meydanlarında halkımıza verdiğiniz sözlere sadık kalın!

Bu bağlamda, KKTC Meclisi'nde temsil edilen partilere ve milliyetçi milletvekillerine de çağrıda bulunmak istiyoruz:Göreviniz Meclis'te susup oturmak ve CTP'nin işbirlikçi sözcülerinin kürsüden devletimize, Cumhurbaşkanımıza, Anavatanımıza, şanlı ordumuza ve değerli komutanlarımıza yaptıkları saldırıları sessizce dinlemek değil, onlara anında susturucu yanıt vermektir.

KKTC hükümeti de, Halkımızın yığılan acil sorunlarının çözümü, pahalılığın, vurgunun , bankalardaki birikimlerinin hortumlanmasının, yolsuzluk israf ve savurganlığın önlenmesi, mudilerin sorunlarının acilen çözümlenmesi, Halkımızın satın alma gücünde ve yaşam düzeyinde meydana gelen kaybın acilen giderilmesi, siyasilere tanınan ayrıcalıkların kaldırılması, partizanlığa ve partili atamalarına son verilmesi, milli duyarlılığın canlı tutulması için üzerine düşen görevleri yapmak zorundadır.

Sağduyu sahibi halk ve sessiz çoğunluk olarak, milli bünyede yapılan tahribatlara bir şekilde son verileceğini umut ettik ve bugüne kadar sabırla bekledik. Umursamazlığı ve Ulusal davaya verilen zararın giderek büyüdüğünü gördüğümüz için artık susmayacağız, sessiz kalmayacağız. Solda olsun sağda olsun, tutum, icraat, konuşma ve eylemleriyle ulusal Kıbrıs davamıza, devletimize, Anavatanımıza, şanlı ordumuza zarar verenlere, saldıranlara, görevlerini ve sorumluluklarını yerine getirmeyenlere karşı tepkimizi demokratik yollarla her geçen gün daha gür şekilde dile getireceğiz.

Yolumuz Türkiye'nin Yoludur Yaşasın Anavatan Türkiye; Yaşasın KKTC

Ulusal Halk Hareketi'ni benimseyen ve destekleyen Halkımızın temsilcileri
18.7.2001

Yukarı

Avrupa'ya Tekzip

Sn. Şener Levent
Avrupa Gazetesi Yazı işleri Müdürü
Lefkoşa

Gazetenizin 26 Temmuz tarihli sayısında manşette yayınlanan haberde, fotoğrafım da kullanılarak AVRUPA gazetesine konan siyah çelenk eylemi öncesinde UHH Merkezinde benim de katıldığım bir toplantı yapıldığı, benim eylemin şeflerinden biri olduğum,sürekli olarak kod isim kullanılarak SN. Hüseyin Alasya tarafından telefonla arandığım, yürüyüşçülere "saldırıp ellerini kırın" talimatı verdiğim ve sizin ifadenizle "gizli bir terör örgütünü" yönlendirip yönettiğim iddia edilmiştir.

Bu iddialarınızın gerçeklerle hiçbir ilişkisi ve ilgisi bulunmamaktadır.Sözünü ettiğiniz gün UHH Genel Merkezinde bulunmadım. İddia ettiğiniz gibi bir toplantı yapılmadı ve böyle bir toplantıya kesinlikle katılmadım. Sn.Hüseyin Alasya ile herhangi bir telefon görüşmesi de yapmadım. Herhangi bir terör örgütünün yöneticisi ve yönlendirici olmadığım gibi gizli şefi de değilim. Size bir telefonluk uzaktayken telefon edip gerçekleri şahsen benden öğrenmeden yayın yapmanız basın-ahlak kurallarıyla ne denli bağdaşır,takdirini kamuoyuna bırakıyorum.

Yine iç sayfalarınızda iddia ettiğiniz gibi "yurtseverlerin en kalleş düşmanı" da değilim. Tam aksi yurtseverlerle omuz omuza, devletimizi yıkmak ve halkımızı köleleştirmek isteyen eli kanlı Rum yönetimi ile destekçisi empeyalizme ve Kıbrıs Türk Halkını basit bir azınlık olarak Ruma yama yapmak isteyenlere karşı her platformda mücadele etmekteyim ve bundan şeref duyarım.

UHH'nin kuruluş bildirgesinde ortaya konan amaç ve ilkeleri benimsiyorum ve o amaç ve ilkelerin yaşama geçmesi için üzerime düşeni, yurtsever bir aydın olarak yapmayı Halkımıza karşı bir borç biliyorum. UHH, iddia ettiğiniz gibi bir terör örgütü değil , halkımızın bağrından doğan ve öz gücünden oluşan demokratik bir sivil toplum insiyatifidir. Tıpkı sizinle birlikte 1989-1990 yıllarında kurduğumuz ve self-determinasyon hakkımıza karşı çıkan Rum yönetimi ile içimizdeki işbirlikçilerine karşı mücadeleyi hedefleyen KIBRIS TÜRK AYDINLARI SELF-DETERMİNASYON HAREKETİ gibi…
Ben 11 yıl sonra da aynı çizgideyim. Self-determinasyon hakkımızın bir sonucu olarak doğan KKTC'ye ve en büyük güvencesi olan Türkiye'ye, (sizin yaptığınız gibi iyi-kötü Türkiye ayırımı yapmadan) inanıyorum,savunuyorum,güveniyorum. Sizin geldiğiniz noktaya ise eski bir dostunuz olarak gerçekten üzülüyorum.

Son olarak, bir merakınızı da gidereyim :Halkımızın bağrından doğan ve öz gücünden oluşan ULUSAL HALK HAREKETİ'nin bir mensubu olmaktan, binlerce yurtsever insanımız gibi gurur duymaktayım. UHH, Rum yönetimi ile destekçisi emperyalizme olduğu kadar işbirlikçilere, mandacılara, teslimiyetçilere, kalemini satanlara ve halkına ihanet edenlere karşı her türlü yasal ve demokratik yolla mücadele etmeye devam edecek, meşruiyetten asla sapmayacaktır. Başkaları bunun tersini görmek istese de mücadele anayasa ve yasalar içinde olacak ve şiddeti dışlayacaktır…

Ve gerçekten düşünüyorum: Bu uydurma haberiniz ve gerçek dışı iddialarınız nedeniyle yasal haklarımı korumak için acaba mahkemeye başvursam, bu kez de "basın özgürlüğüne darbe vurmakla" mı suçlanacağım veya basın özgürlüğüne darbe mi vurmuş olacağım? Gerçek dışı haberler üretmek ve kişilere yıpratıcı saldırılarda bulunmak basın özgürlüğü ile ne denli bağdaşır? Bunu da kamuoyunun takdirine bırakıyorum.
Bu açıklamamın gazetenizde ilgili haberin yayınlandığı aynı yerde ve aynı genişlikte yayınlanmasını sürekli olarak savunduğunuzu iddia ettiğiniz basın ahlak kuralları gereğince rica ederim.

Sabahattin İsmail
26.7.2001

Yukarı

Avrupa'ya Açıklama

Sn. Şener Levent
Avrupa gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
Lefkoşa

Gazetenizin 28 Temmuz 2001 tarihli sayısında manşette verilen haberde, 12 Temmuz gecesi bazı kuruluşlar tarafından düzenlenen ve milli bayraklarımızın taşınmadığı mitingde, " AB bayrağı taşıyan Che Guevara tişörtlü gençlerin fişlendiği, gazetelerdeki fotoğrafların fotokopilerinin çoğaltılarak UHH mensuplarına dağıtıldığı, gazeteniz yöneticilerini görüntüleyen filimlerin UHH merkezlerinde bölge temsilcilerine izlettirildiği ve gazeteniz mensupları hakkında bilgi verildiği, ayrıca UHH merkezinde Sn. Sabahattin İsmail ve Sn. Aydın Akkurt tarafından iç-dış tehdit konularında seminerler verildiği" iddia edilmektedir.
Bu iddialarınız tümüyle uydurma ve gerçek dışıdır.

Gerçekle uzaktan yakından hiçbir ilgisi bulunmayan bu iddialarınızın amacının UHH'yi gizli bir terör örgütü olarak takdim etmek, gençlerimiz ve halkımız arasına korku yaymak ve yapılabilecek provokasyonlara şimdiden kılıf hazırlayarak UHH'yi ve yurtsever mensuplarını sorumlu tutup hedef göstermek olduğu anlaşılmaktadır.

UHH'nin mücadele ettiği çevreler, aldatılmış veya beyinleri yıkanarak yanlış yönlendirilmiş olan gençlerimiz değil, kendi bencil siyasi çıkarları için onları aldatıp ve beyinlerini yıkayıp ellerine Türk bayrağı yerine eli kanlı Rum yönetiminin destekçisi Avrupa Birliği bayrağını ve Atatürk portresi yerine anarşistlerin portrelerini veren çevrelerdir. UHH'nin hedefi böylesi sapkın bir zihniyettir. Bu sapkın zihniyete karşı mücadele ederken gençlerimizi dışlamak değil, aydınlatarak kazanmaktır. Hiç şüphesiz bu mücadele, anayasamız ve yasalarımız çerçevesinde her türlü demokratik imkan ve hak kullanılarak, meşruiyet sınırları içinde yapılacak ve şiddete prim vermiyecektir.

Bir sivil toplum insiyatifi olan UHH'nin amacı, mensuplarından ve gençliğimizden başlayarak tüm halkımızı seminerler, paneller, eğitim çalışmaları ile ulusal Kıbrıs davamız hakkında bilinçlendirmek, Rum yönetimi ve destekçisi emperyalist ülkelerin içimizdeki işbirlikçileri vasıtasıyla sürdürdüğü psikolojik savaşa karşı halkımızı aydınlatmak ve bizi içten çökertme ve Anavatınımız Türkiye ile aramızı açma planlarını boşa çıkartmaktır. Bu bağlamda elbette UHH merkezinde, köylerimizde ve imkan bulduğumuz tüm yerleşim birimlerinde yasalarımız çerçevesinde seminer, konferans vb. aydınlatma faaliyetleri yapılacaktır.

Emperyalizme karşı olduğunu iddia eden ve kendini "gerçek yurtsever" olarak tanımlayan Avrupa gazetesi ve yazarları, UHH'nin, amacı bu denli açık ve demokratik olan faaliyetlerinden rahatsız olacağına, yabancı Büyükelçiliklerinin adaya getirdiği özel uzmanları vasıtasıyla gizlice sürdürdüğü ve son olarak gizlice belirlenen 30 kişinin katıldığı 60 saatlik şüpheli eğitim faaliyetlerini ortaya çıkarmak için çalışmalıdır. (Bakınız 9 Mayıs 2001 tarihli KIBRIS gazetesinde Hasan Hastürer'in yazısı ve ifşaatları)
Yine "anti-emperyalist" Avrupa gazetesi ve yazarlarının, içimizde yabancılar tarafından eğitilip maaşlı eğitimci yapılanların kimlikleri ile (bunlardan birinin internetteki yazıları sürekli olarak gazetenizde iktibas edilmektedir) ilgilenmeleri ve halkımıza açıklamaları gerekirdi.
Sn. Şener Levent;
Kamuoyumuzun aydınlatılması açısından ve saygılı olduğunuzu belirttiğiniz basın ahlak kurallarının bir gereği olarak bu açıklamamızın gazetenizde söz konusu haberin yayınlandığı sayfada ve yerde yayınlanmasını rica ederiz.

UHH Genel Koordinatörü adına UHH Genel Merkez İdare Amirliği
28.7.2001


Yukarı